92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda bulunuş bildiren, -da / -de, - ta / -te ekleri ile kurulan durum, kalma durumu, lokatif: okulda, evde, sokakta, işte vb
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bulma işine konu olmak
1. Yerde para bulundu.
1. Yerde para bulundu.
2. -de , -de , -de , -de , Herhangi bir durumda olmak
1. Az sonra ikramda bulunmak için mutfaktan çıktığında, gençlerin avluda konuştuklarını gördü.
1. Az sonra ikramda bulunmak için mutfaktan çıktığında, gençlerin avluda konuştuklarını gördü.
3. -de , -de , -de , -de , Bir yerde olmak
1. İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu.
1. İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Eşsiz, nadir, kıymetli
1. Konuşmamız boyunca bunun benim için bulunmaz fırsat olduğunu yineleyip durdu.
1. Konuşmamız boyunca bunun benim için bulunmaz fırsat olduğunu yineleyip durdu.
1. alay yollu , alay yollu , alay yollu , alay yollu , çok az bulunduğu ve çok değerli olduğu sanılan şey
1. Nuri'ye gelince, bulunmaz bir Hint kumaşı sayılmazdı o da.
1. Nuri'ye gelince, bulunmaz bir Hint kumaşı sayılmazdı o da.
1. isim , isim , isim , isim , Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya
2. Sokakta bulunup alınan çocuk
3. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak bulunmak
Telaffuz : bulunu'vermek
buluş belgesi, buluş hakkı
1. isim , isim , isim , isim , Bulma işi
1. Dün o evi güzel buluşum bir gerçekti.
1. Dün o evi güzel buluşum bir gerçekti.
2. İlk defa yeni bir şey yaratma, icat
3. Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat
1. Bu orijinal buluşu Vali beye borçluyuz.
1. Bu orijinal buluşu Vali beye borçluyuz.
4. edebiyat , edebiyat , edebiyat , edebiyat , Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma
1. Yazarın güzel buluşları var.
1. Yazarın güzel buluşları var.
1. isim , isim , isim , isim , Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge, patent
1. isim , isim , isim , isim , Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belgeye karşılık kazanılan hak
1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Buluşma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi.
1. Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi.
2. Buluşmayı becermek
buluşma yeri
1. isim , isim , isim , isim , Buluşmak işi
1. İşte biz bugün, seninle buluşmaya söz verdiğimiz yerdeyiz.
1. İşte biz bugün, seninle buluşmaya söz verdiğimiz yerdeyiz.
1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Bir araya gelmek
1. Arada sırada da olsa böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevreni genişliyor.
1. Arada sırada da olsa böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevreni genişliyor.
2. Karşılaşmak
3. -de , -de , -de , -de , Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek
1. Ertesi gün yine pastacıda buluştular.
1. Ertesi gün yine pastacıda buluştular.
4. Kavuşmak
1. Yâr ile buluşsak bir tenha yerde / Duyarlar rakipler söz olur gider
1. Yâr ile buluşsak bir tenha yerde / Duyarlar rakipler söz olur gider
1. -i , -i , -le , -le , -i , -i , -le , -le , Buluşturma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Buluşturmaya gücü yetmek
1. -i , -i , -le , -le , -i , -i , -le , -le , Bir araya gelmelerini sağlamak, bir araya getirmek